Salı, Haziran 26, 2012

parkyeri'ne göre misiniz? parkyeri size göre mi?

parkyeri'nde, hazır yetişmiş insan gücü transfer etmek yerine, potansiyeli olan insanları seçip yetiştirmeyi tercih ediyoruz. çünkü şirketteki farklı kültür başka firma deneyimi olan arkadaşların uyum problemi yaşamasına neden olabiliyor. uyum konusundaki en büyük direnç noktası da "bu benim işim değil!" psikolojisi oluyor.

bir çeşit savunma mekanizması olarak geliştirilen bu psikolojinin gerekçeleri kişiden kişiye değişebiliyor:

* iş kilitlemeye çalışıyorlar
* bu benim uzmanlaşmak istediğim konu değil
* bu işi yapmaya yetkin değilim

parkyeri'nde işin atandığı değil seçildiği bir ortam yaratmaya çalışyoruz. herkes kartvizitinde istediği başlığı kullanmakta özgürdür. dolayısıyla kişiden beklentiyi müdürü değil de kişi kendi belirlemiş olur. bu kurgu sayesinde insanların potansiyelleri altında kalmasına ve üzerilerinde kapasitelerini aşan bir iş beklentisi oluşmasına engel olmaya çalışıyoruz.

parkyeri çalışanı olarak amacımız iş takibi sistemindeki işleri bitirmek, parkyeri yönetiminin amacı ise bu işlerin hiç tükenmemesini sağlamak. iş listesi şirketin devamlılığını sağlıyor olmalı ve çalışanı mutlu etmeli ki şirketin kurgusu çalışsın.

iş listesinde sadece muhasebe işleri kaldığını varsayalım ve şirkette o sırada yalnız 2 programcı çalışıyor, bu durumda muhasebeci alınıncaya kadar muhasebe işleri durmuyor, programcılar hoşlarına gitmese de muhasebe işlerini aralarında paylaşmak durumunda. bir muhasebe elemanı alınacak olursa bu işleri isteyerek üzerine çekeceğinden mutsuz olan 2 programcıyı özgür kılmış oluruz. ama alınan muhasebe elemanı isterse ve zamanı kalırsa üzerine bir programlama işi de alabilir. bunun önünde bir engel yok.

"iş kilitlenme" konusunu bu bilgiler ışığında değerlendirebilirsiniz. şirketin çarklarının dönmeye devam edebilmesi için herşeyden önce hevesinize ihtiyacı var.

"uzmanlaşma" konusuna gelecek olursak bu konuda insanların biraz aceleci davrandığını düşünüyorum ve genelde ne istendiği o kadar da net olmuyor. "ne konuda uzmanlaşmak istiyorsun?" dendiğinde "java" cevabını alabiliyorsunuz. öncelikle biz parkyeri'nde dil öğretmiyoruz programlama öğretiyoruz. dolayısıyla bir mutfak robotunu çözme hızınız herhangi bir dile olan hakimiyetinizden daha fazla anlam taşıyor bizim için. "uzmanlaşma için ne kadar zaman ayırdın kendine?" diye sorduğunuzda, gelen cevapların ortalaması 5 yıla tekabül ediyor. açıkcası kendi adıma 5 yılda herhangi bir konuda (mesela çömlek yapımı) kendimi uzman olarak konumlandırabileceğimi sanmıyorum. demek ki uzman kelimesinden herkesle aynı şeyi anlamıyorum. yola bu şekilde başlayan insanlar genelde 5 yıl sonunda kendilerini analist veya proje yöneticisi olarak buluyorlar.

insan mezun olduğunda, bir kavramlar bulutu içine düşüyor: backend, frontend, mobil, java, .net, python, perl, javascript, actionscript, objective-c, network, sistem yöneticiliği, ağ programcılığı, gömülü programlama, proje yönetimi, analiz vs. bu kavram bolluğu karşısında insanın ister istemez odağını daraltma psikolojisine girmesi gayet doğal. ama 7-8 yıllık bir tecrübenin ardından şunu söyleyebilirim her yol roma'ya çıkıyor.

önce bu kavramları 2 grup altında topluyorsunuz: backend ve frontend. bu 2 dağdan hangisine tırmanacağınıza karar verip tırmanmaya başlıyorsunuz. bazıları daha yolun ortasında yoruluyor ben buraya yerleşiyorum diyor. eğer yola devam ederseniz tırmandığınız dağın zirvesinin bir son olmadığını başka bir dağın yamacı olduğunu görüyorsunuz, yola devam ediyorsunuz ve geriye dönüp baktığınızda bulunduğunuz yükseklikten hem 'backend' hem 'frontend' dağında neler olduğunu rahatça görebiliyorsunuz. nereden tırmandığınızın bir önemi kalmıyor. sakın ilk dağların eteğinde yorulup yerleşik hayata geçen insanların yorumlarının sizi durdurmasına izin vermeyin.

"yetkinlik" meselesine gelecek olursak, sizden bilmenizi değil öğrenmenizi, en doğrusunu değil elinizden gelenin en iyisini yapmanızı bekliyoruz. herşeyden önemlisi hevesinizi koruyabilmeniz. işe burun kıvırmak, diğerlerinin yaptığını hor görmek gibi davranışların başkalarının motivasyonunu kırma gibi bir yan etkisi olduğunu unutmamak gerek.

bahsetmeye çalıştığım durumu çok güzel özetleyen şu videoyla yazımı sonlandırmak istiyorum:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder