Perşembe, Eylül 06, 2012

bir haftalık babalık tecrübesi


insanlar daha sonra sorduklarında yol gösterebilmek için bilgiler ve duygular tazeyken yazayım.

doğum için gayrettepe florance nightingale hastenesini ve dr. herman işçi'yi tercih ettik. seçimlerimizden de son derece memnun kaldık.

hastanenin doğum bölümü hemşireleri 5 dakika içinde odada bitebilme özelliğine sahiptiler. yanınızda hiç anne, baba, akraba olmadan 2 kişi hastaneye girip 3 kişi olarak çıkabilirsiniz. hemşireler çocuğun bakımı ile ilgili her türlü eğitimi uygulamalı olarak veriyorlar.

toplam maliyet de şöyle oldu:
hastane: ~ 3.500 TL
doktor: 2.750 TL

hastanenin doğum sırasında, tam anestezi olmadığı sürece, eşi içeriye kabul ediyor ve fotoğraf çekmesine izin veriyor olması bir artıydı.

koç allianz'in doğum poliçeli sigortasını yaptırmış olduğumuzdan cebimizden, 3 senelik sigorta karşılığı olarak yaklaşık 3.000 TL çıkmış oldu. normalde 2 senelik süre yeterli, biz zamanları tutturamadık.

herman bey avrupa florance nightingale'e bağlı çalışıyor. dışarıdan doktor getirtmişiz gibi bir durum oluştuğundan, doktor parasını önce cebimizden ödeyip sonra sigortadan almak durumunda kaldık, eğer avrupa hastanesini tercih etmiş olsaydık doktor parası doğrudan sigorta tarafından karşılanacaktı.

3.500 TL'lık hastane masrafının 550 TL'lık kısmı yeni doğan işlemleri için alınıyor, sigortamız 450 TL'ye kadar bu masrafları karşılıyordu. özetle toplamda doğum için cebimizden 100 TL nakit çıkmış oldu. tabi doğum öncesi muayeneler ve testlerin parasını cebimizden verdik, bunlar poliçe kapsamında değildi.

sigorta konusunda eray bostancı bize yardımcı oldu. doğum sonrası rüzgar'ı yaklaşık 350 TL'ye esra'nın poliçesine ekledik. bu şekilde "bizim çocuk" kapsamında ömür boyu yenileme garantisiyle rüzgar'ın özel sağlık sigortası başlamış oldu. yalnız sigorta işlemleri için önce kimlik çıkarmak gerekiyor.

normal doğum istememize rağmen son dakika da sezeryana dönmek zorunda kaldık. halk arasında "5 dakikada çocuğu alıveriyorlar" şeklinde bahsedilen operasyonun esas uzun süren kısmının toplama kısmı olduğuna da şahit olmuş oldum, toplamda 45 dakika kadar bir zaman aldı ameliyat. normalde aynı ameliyatı başka bir nedenle yapıyor olsalar muhtemelen hastayı 1 hafta hastaneden çıkarmazlar, ama doğum nasıl güçlü bir motivasyonsa gerçekten anne 2 gün içinde ayağa kalkıp yürüyebiliyor. epidural anesteziyi tercih etmemizden ötürü 1 hafta baş ağrısı gibi bir yan etki yaşadık. oturma, kalkma, yürüme işlevlerinin normale dönmesi 1 haftayı geçti.

aylardır "şu çocuk sağ salim doğsa" diye beklediğiniz doğum anının mutluluğunu yaklaşık 1 saat yaşayabiliyorsunuz. 1 saat sonunda odanızda "bebeğin emmesi lazım" diye bir hemşire bitiveriyor ve mücadele başlıyor. bizimki planlı bir sezeryan olmadığından çocuk alındığında normal doğum başlamıştı, dolayısıyla esra'nın süt problemi olmadı. ameliyat sonrası ilk emzirmeler tam bir işkence ve sinir harbi. "insanlar içgüdüsel olarak emme yetisiyle doğar" sözü de yalanmış, bildiğiniz çocuğa emmesini gösteriyorsunuz. ama haklarını vermek gerekirse gayet iyi birer öğrenci olarak doğuyorlar. ne varki ciddi bir ameliyattan çıkmış bir insan olarak çocuğu doğru düzgün tutamazken bu emzirme eğitimini vermek çok kolay olmuyor.

biz önce mücadeleden bir yıldık, "acıkınca illa emecek" kuramına sarılır gibi olduk bir ara, ama hayat hiç öyle değilmiş. beslemezsen çocuk uykuya veriyor kendini, uykusu ağırlaştıkça emmesi güçleşiyor. her 2-3 saatte bir çocuğu emmeye zorlamak gerekiyormuş, neyse allem ettik küllem ettik bir şekilde çocuğu emzirmeyi başardık. burada da başınızda bir akraba ve hemşire ordusu oluyor, annenin işi psikolojik olarak hiç kolay değil.

birinci gün çocuk gayet güzel 3'er saat arayla 15'er dakika süt emdi. biz başarmış olduğumuzu zannederken üçüncü gün çıkıp gelen bir çocuk doktorunun, çocuğun sarılık değerinin sınırda olduğunu, çocuğun iyi beslenmediğini söylemesiyle tam bir yıkım yaşadık.

anneden süt geliyor, çocuk da emiyor gibi görünmesine rağmen, göğüs ucundaki delikler henüz tam açılmadığından yeterli beslenememiş. deliklerin açılması için paşanın daha kuvvetli emmesi gerek, çocuğun kuvvetlenmesi için de daha iyi beslenmesi gerek. durum çıkmaza girmişti. çıkmazı göğüs pompası ve bir adet şırıngayla aştık. göğüs pompasıyla deliklerin açılmasını sağladık, delikler açılmış olmasına rağmen rüzgar umudunu yitirmiş olacak emmeyi reddediyordu, bunun üzerine hemşire'nin de yönlendirmesiyle sağdığımız sütü şırıngaya doldurup verdik, şırıngayı hafif hafif rüzgar'ın ağzına sıkarken, çocuk içgüdüsel emme hareketine başlıyordu. sütün tadını aldıktan sonra hemen annesinin göğsüne koyduk ve normal sürece geri döndük.

şırınga işini denemek çok tedirgin etmişti, çünkü bir kere kolayına alışırsa hiç bir zaman memeden emmeme gibi bir risk söz konusu. o yüzden en son çare olarak başvurmak gerek.

anne sütünün büyülü etkisini anında görüyorsunuz, çocuk bir yudum içiyor, cildindeki problemler düzelmeye başlıyor, bir yudum daha alıyor gözleri açılmıya başlıyor, inanılmaz bir hızla kendine geliyor. 5. gün sonunda yapılan kan testinde bilirubin değerinin 13'ten 12'ye düştüğünü gördük, iyileşme süreci başlamıştı.

özetle ilk hafta endişeler silsilesi halinde geçiyor. çocuk sağ salim doğacak mı? doğdu emebilecek mi? emdi tuvaletini yapabilecek mi? tek derdiniz gaz çıkarmak haline geldiği zaman iş rayına oturmuş demek oluyor.

şöyle geriye dönüp baktığımda olağandışı herhangi bir problem yaşamadığımızı görüyorum, ama o an için inanılmaz bir endişe yaşıyorsunuz, bunu anlatmak kolay değil, normal bir duygu değil çünkü. iş tatlıya bağlandığı andaki mutluluk da normal bir mutluluk değil. her bir birim endişenin sonunda 2 birim mutluluk tadıyorsunuz, bu hesapla sonunuzun aşırı doz mutluluktan olması çok olası. zaten öyle olmasa çekilecek çile değil gerçekten. yaşanan her şey çok mucizevi, ama bir mucizenin bu kadar sık yaşanıyor olması bir çelişki, olağan mucize doğum.

bir insan tuvaletini yapabiliyor diye bu kadar mutluluk yaşamak normal değil tabi, düşünme şeklinizdeki onarımı mümkün olmayan hasarin hemen farkına varıyorsunuz. baba olmuşsunuz. bakkaldan ekmek alırken gaipten bebeğinizin kokusunu duyuyorsunuz, hem de çok keskin bir şekilde. sıcakta trafikte takılmış otobüsün güneş gören tarafında kalmış olsanız bile yüzünüze anlamsız bir gülücük yapışmış olabiliyor. hayatınızda hiç şarkı mırıldanmamış bir insan da olsanız, internette ninni repartuarınızı genişletmeye çalışırken buluyorsunuz kendinizi.

neredeyse sesimin güzel olduğuna beni bile inandıracaksın, canım oğlum. iyi ki doğdun!

3 yorum:

  1. Tüm bu anların ortak duygu seline bir gün kapılmak dileğiyle, iyi ki doğdun minik Kesken :)

    YanıtlaSil
  2. gerçekten çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş, teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. gerçekten çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş, teşekkürler kardeşim

    YanıtlaSil